• slidebg1
Kur'an-ı Kerimi Bilinçli Okumak

Kur'an-ı Kerimi Bilinçli Okumak

18/11/2018 0 yorumlar


Kur'an-ı Kerimi Bilinçli Okumak

Kur’an’ı bilinçli okumak, sadece lafzın değil, onun taşıdığı mana ve maksadın da farkına varmak, ondan nasiplenip yararlanmak ve doğru sonuçlar çıkarmak demektir. Öyleyse Kur’an lafız, mana, maksat ve maslahat ekseninde okunmalı, lafzın taşıdığı mana ve onun ötesinde yatan maksat anlaşılmaya çalışılmalıdır. 
 
Şimdi bu söylenenleri bir misal ile açıklamaya çalışalım. Kur’an’da yer alan Adem-İblis kıssası, bilinçli okunduğunda okuyucu ondan sadece şeytanla insanın cennetten kovulduğunu değil, aynı zamanda yaratıcı ile bozulan ilişkinin nasıl düzeltilip düzeltilemeyeceğinin yolunu da öğrenir. Çünkü Hz. Âdem hatasını itiraf ve telafi ettiği yani Rabbinden bağışlanma dilediği için affa mazhar olurken İblis, hatasında ısrar edip onu savunduğu için laneti hak etmiştir. Demek ki helak ve lanet hata yapanlara değil, yaptıkları hatayı savunanlaradır. Aynı şekilde Hz. Adem işlediği günah ve ettiği tövbeden sonra yer yüzüne sürgün edilmemiş, bilakis ilahi rehberliğin sürekliliği vadiyle misafir edilmiştir. (krş. 2/36-39)  
 
Öyleyse âdemoğluna tahsis edilen bu dünya, işlenen günahın bedelinden ziyade yapılan tövbenin bir ödülü olarak da okunabilir. Çünkü bu kıssa “yitik geçmişi” “ideal gelecek” olarak sunmakta ve “geleceğiniz yitirdiğinizdedir” mesajını vermektedir. Zira Kur’an’ın asıl mucizesi, her zaman ve mekânda hayatı yeniden inşa etme potansiyelini kendinde barındıran bir anlama sahip olmasıdır. Bu yüzden Kur’an’ın muhatapları onu hayatı inşa ve tanzim eden bir kitap olarak görmeli, bunun bilincinde olmalı, Kur’an’ı sadece lafza indirgememeli, onunla canlı bir diyalog kurup hayatlarına taşımaya çalışmalıdır.  
 
Kur’an’ın ilk mümin muhatapları bunu hakkıyla yapıp imanın ve İslam’ın izzetine nail olmanın haklı onurunu yaşadılar. Sonraki muhatapları ise bu konuda öncekiler kadar başarılı olamadılar. Çünkü onlar Kur’an’dan anlam üretemediler, aksine tükettiler. Anlam tükenince ve vahiyler hayata yön veren bir mesaj olmaktan çıkarılınca Kur’an duvarlara asılan ve raflara kaldırılan bir Mushaf haline geldi. 
 
Sonuçta yapılması gereken, önce hayatımızı bilinçli biçimde Kur’an ve sahih sünnetin ölçüleriyle yeniden test etmek, varsa yanlış tercih ve uygulamaları affedilmez bir günaha dönüşmeden terk etmektir. Çünkü Kur’an yeniliği eskimeyen İlahi bir mesajdır. Onun nüzulü sona ermiş olsa da tenezzülatı sürmektedir. Hz. Peygamber de gönüllerimizde sevgisiyle, hayatımızda da sünnetiyle yaşayan ve hep yaşayacak olan ebedi rehberimizdir. Dileğimiz, isteyen herkesin Kur’an’ın aydınlık dünyasına ulaşması ve onun huzur dolu ikliminde iyi bir mümin olarak yaşamasıdır. Bu iradeyi gösterip gayretin zaferine erenlerin ömürleri mübarek, başarıları da daim olsun.

 

Yorumunu Bırak