• slidebg1
Bir Kıraat Âliminin Dramı: İbn Şenebûz

Bir Kıraat Âliminin Dramı: İbn Şenebûz

10/01/2018 0 yorumlar

Kıraat, İbn Şenebûz, İbn Mücahit

Bir Kıraat Âliminin Dramı: İbn Şenebûz[1]


Hicri üçüncü asrın ortaları ve dördüncü asrın başlarında yaşamış olan Ebu’l-Hasan Muhammed b. Ahmed b. Eyyub b. es-Salt’ın hayatına dair detaylı bilgiye sahip olmasak da başından geçen ibretlik bir olay, kıraat kitabiyatında zikredilmektedir. Kaynaklarda İbn Şenebûz (veya Şenbuz veyahut Şennebûz) olarak geçen Ebu’l-Hasan Muhammed b. Ahmed b. Eyyub b. es-Salt, kıraatleri yedi ile sınırlandıran Ebû Bekr İbn Mücahid (ö. 324/934) ile akran olduğu ve vefat tarihi hicri 328 (miladi 939) olarak bilinmektedir.[2]

İbn Şenebûz, okuduğu kıraat yüzünden dövülerek tedip edilmeye ve içtihadından döndürülmeye diğer bir ifadeyle tövbe ettirilmeye çalışılmasından ötürü kıraat ilminde ilginç bir isim olarak karşımızda durmaktadır. Kaynaklarda geçtiği üzere İbn Şenebûz, Kur’ân’ın metinleşmeden/mushaflaşmadan önce Ashab-ı Kiram (Özellikle de Abdullah b. Mes’ud ve Ubeyy b. Ka’b) tarafından okunan kıraatleri esas alıp, gerek namazda gerekse de namazın dışında bu kıraatleri tercih etmiştir. Fakat bu durum, döneminin yöneticileri ve kurraları tarafından hoş karşılanmamıştır. Bundan ötürü İbn Şenebûz, bu içtihadından döndürülmeye çalışılmıştır. Ancak o, buna uymadığı için yakalanmış, fena halde dövülmüş, hapse atılmış ve en son çare olarak sürgüne gönderilmiştir.[3]

İbn Şenebûz’un kıraatlerine dair örneklere geçmeden önce bir kıraatin sahih olma şartları üzerinde durmak gerekiyor. Bilindiği gibi bir kıraatin mütevatir derecesine ulaşması için sahih bir senetle gelmesi, Hz. Osman mushafının hattına uyması ve Arap diline bir vecihle de olsa uyması gerekir. Bu şartlardan herhangi birisini yerine getirmeyen kıraatler şaz kıraat olarak kabul edilir.[4] İbn Şenebûz, gerekçeli olarak sahih bir senetle ve Arap diline uygun bir şekilde okumuş; fakat Osman mushafının hattına muhalefet etmiştir. Bundan ötürü okuyuşları ve kıraatleri şaz kıraat olarak kabul edilmiştir.

İbn Şenebûz’un okuduğu şaz kıraatlerden bazı örnekler şöyledir:

1.      101/Karia, 5

وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ ayetinde geçen كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ ibaresini كالصوف المنقوش şeklinde okumuştur. Yani ayetinde orjinalinde geçen bir kelimeyi müradif bir kelimeyle değiştirerek okumuştur ki كالصوف المنقوش ibaresi Abdullah b. Mes’ud’un şahsi mushafında yazılı olarak bulunuyordu. Aynı zamanda Abdullah b. Mes’ud tarafından böyle tilavet edildiğine dair de rivayetler mevcuttur.

2.      62/Cum’a, 9

فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّه ayetinde vârid olan فَاسْعَوْا kelimesini değiştirerek فامضوا الى ذكر الله  şeklinde okumuştur. Önceki ayette olduğu gibi bu ayette de bir kelime müradif bir kelime ile değiştiriliyor. Bu okuyuş resm-i Mushaf’a uymayan bir okuyuştur. Fakat rivayetlerde geçtiği üzere Hz. Ömer, Abdullah b. Mes’ud gibi sahabiler tarafından tilavet olunmuştur.

3.      111/Leheb, 1

تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ ayetinde ekleme yapılma suretiyle okumuştur. Yani تَبَّ ibaresinin önüne mazi fiilinin önüne gelindiği taktirde tekid manası kazandıran قد  eklenmiştir. Rivayetlerde İbn Mes’ud ve İbn Cübeyr de bu şekilde okuduğu zikredilir. Keza, bu okuyuş tarzıda Mushaf hattına uymayan bir okuyuş tarzıdır.

            Tüm bu okuyuşlarda ortak yön, resm-i Mushaf hattına uymamalarıdır. Diğer bir ifadeyle sahih senetle rivayet edilmelerine ve Arap diline anlam ve lafız olarak uymalarına rağmen Mushaf hattına uymadıklarından ötürü şaz kıraat olarak kabul edilmiştir.

Üzerinde durulması gereken bir diğer husus da İbn Şenebûz’un القراءة بالمعنى/anlam merkezli bir okuma benimsemiş olmasıdır. Yani Kur’ân kelimelerini aynı anlama gelen farklı bir kelime/müradif ile okumuştur ki bu mevzu, usûl kitaplarında yedi harf başlığı altında anlatılmakta ve değerlendirilmektedir. Bu tür okuyuşun Hz. Osman tarafından istinsah ettirilen Mushaf hattına uygun olmadığı için doğruluğu tartışmaya açık olsa da Peygamber ve Sahabe döneminde olağan bir durum olduğu kabul edilmelidir. Zira, onların nazarında esas önemli olan anlam merkezli bir okuma idi. Ayrıca Kur’ân’ı tahrif eden bir okuyuş olsaydı Peygamber tarafından katiyyen yasaklanır, sahabe de şek ve şüphesiz buna itaat ederdi.

İbn Şenebûz’un bu tür bir okuyuş tarzını ve metodunu benimsemesinin temel gayesi sahabeyi örnek almak istemesi olsa gerek. Çünkü kendisine nispet edilen tüm okuyuşlar bir şekilde sahabeye dayanmaktadır. Ayrıca belirtilmesi gerekir ki, bu okuyuş tarzı, kıraatleri yedi ile sınırlandıran İbn Mücahid’e bir eleştiri ve “kıraatler yedi ile sınırlandırılamaz” demektir. Fakat İbn Mücahit, dönemin siyasi desteğini de arkasına alınca İbn Şenebûz’un görüşü kabul görülmemiş; hatta kendisine karşı tavır alınmasına sebebiyet vermiştir.

            İbn Şenebûz’un bu şekilde okuyuşu kendi döneminde yaşayan bazı alimleri –Ebu Bekr b. Mücahit gibi- ve yöneticileri rahatsız etmiştir. Bundan ötürü kendisini yakalatıp ağır işkencelerden geçirmişlerdir. İbn Şenebûz, bu işkence seanslarına dayanamayarak zorla tövbe etmek zorunda kalmıştır. Ama kendisine işkence edenlere beddua da etmiştir.[5]

            Sonuç olarak, İbn Şenebûz, sahabeden sahih senetle gelen ve Arap diline de anlam uyan; fakat Mushaf’ın hattına uymayan kıraatleri okumada bir sakınca görmemiştir. O, bunu bildi ve buna göre yaşadı. Gayesi, sahabeye uymaktı. İçtihadında yanlış yapmış olabilir; fakat dövülmesi, işkencelere maruz bırakılması, yurdundan sürgün edilmesi yanlıştır.

 



[1] Bu kısa yazıyı kaleme almamızda Abdulmecid Okçu’nun, İbn Şenebûz: Hayatı, Kıraat İlmindeki Yeri ve Resmi Hatta Muhalif Okuyuşları, adlı makalesi ilham olmuştur.

[2] Şemsuddîn Ebu’l-Hayr Muhammed b. el-Cezerî, Ğayetu’n-Nihâye fî Tabakati’l-Kurrâ, Neşr G. Bergstraesser, Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 2006, II/49-52.

[3] Okçu, Abdulmecid, İbn Şenebûz: Hayatı, Kıraat İlmindeki Yeri ve Resmi Hatta Muhalif Okuyuşları, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 42, Erzurum 2014, s. 5.

[4] İbn Cezerî, Şemsuddîn Ebu’l-Hayr Muhammed, Müncidü’l-Mukriîn ve Mürşidu’t-Talibîn, Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1999, s. 18.

[5] Anlatıldığına göre bedduaları kabul olmuş ve kendisine işkence edenlerin tamamı çeşit çeşit musibetler yaşamışlardır. 

Yorumunu Bırak